İşte bu surenin mesajlarını, özellikle gösteriş (riya), yardımlaşmaya engel olma ve yetimi/yoksulu gözetme konularını işleyen hikâyemiz:
Güneşin kavurduğu, taş binalarla süslü eski bir kasabada, Zahir adında zengin ve gösterişi seven bir adam yaşardı. Zahir’in evi kasabanın en büyüğüydü; kapısı oymalı, pencereleri yüksekti. Zahir, kasaba meydanındaki camiye geldiğinde en ön safa geçer, herkesin onu görebileceği bir yerde namaza dururdu. Dualarını yüksek sesle okur, rükû ve secdelerini insanlar ona hayran kalsın diye bilerek uzatırdı. İnsanlar, "Ne kadar dindar bir adam!" desinler diye ibadetlerini bir tiyatro sahnesindeymiş gibi sergilerdi.
Ancak Zahir’in bu "parlak" görüntüsünün ardında karanlık bir gölge saklıydı.
Bir gün, kasabanın kenar mahallesinden, saçı başı dağınık küçük bir yetim çocuk olan Kerim, çekine çekine Zahir’in dükkânına yaklaştı. Karnı açtı ve sadece bir parça ekmek istiyordu. O sırada dükkânın önünde sohbet eden Zahir, insanların ona baktığını fark etmediği bir anda, çocuğu kolundan tutup sertçe itti. "Git buradan! Dükkânımın önünü kapatıyorsun!" diye azarladı. Oysa Maun Suresi, dini yalanlayanların en belirgin özelliğinin yetimi itip kakmak olduğunu söylüyordu. Zahir, ibadet ediyor görünse de kalbindeki merhamet ışığı sönmüştü.
Akşam olduğunda, yan komşusu yaşlı Fatma Teyze kapısını çaldı. Yemek yapacaktı ama evde tuzu kalmamıştı. Zahir’den bir kâse tuz istedi. Zahir’in kilerleri erzakla doluydu, ambarları taşıyordu. Ama o, kapıyı hafifçe aralayıp yüzünü ekşitti. "Sürekli bir şeyler istiyorsunuz, başımın belası oldunuz!" diyerek kapıyı yaşlı kadının yüzüne kapattı. Ufacık bir yardımı, komşunun komşuya vereceği basit bir eşyayı, yani "Maun"u bile esirgemişti.
Zahir bilmiyordu ki; gösteriş için kılınan o namazların, iyilikten yoksun o davranışların Allah katında bir değeri yoktu. O, dini "yaşamak" yerine, dini kullanarak "gösteriş" yapıyordu. Kasabanın sessiz ve samimi insanları ise azıcık aşlarını paylaşıyor, yetim Kerim'in başını okşuyor ve Allah rızası için sessizce iyilik yapıyorlardı. Asıl kazananlar onlardı.
Hikâyenin Bağlantısı (Maun Suresi Mesajları)
Bu hikâye bize surenin şu üç temel uyarısını anlatır:
- Yetimi ve Yoksulu Dışlamak: Dini yalanlayanların bir özelliği, yetimi itip kakmak ve yoksulu doyurmaya teşvik etmemektir.
- Gösteriş (Riya) Yapmak: İbadetleri Allah rızası için değil, insanlar "ne güzel kılıyor" desin diye yapmak (Veyl olsun o namaz kılanlara!).
- Yardıma Engel Olmak (Maun): Komşular arası ödünç alınıp verilen (tuz, kova, tabak gibi) en ufak yardımları bile esirgemek.